arama

Kösem Sultan Kimdir?

Esas adı Haseki Mah-Peyker Kösem Valide Sultan 1590 yılında doğmuş, 1651 yılında hayata veda edene kadar Osmanlı Devleti yönetiminde önemli rol oynamış bir sultandır. Padişah I. Ahmed'in  dikkatini çekerek nikahlı eşi olan, kısa sürede kendinden kıdemli olan hasekilerin önüne geçmeyi başarmıştır.
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • admin

Esas adı Haseki Mah-Peyker Kösem Valide Sultan 1590 yılında doğmuş, 1651 yılında hayata veda edene kadar Osmanlı Devleti yönetiminde önemli rol oynamış bir sultandır. Padişah I. Ahmed’in  dikkatini çekerek nikahlı eşi olan, kısa sürede kendinden kıdemli olan hasekilerin önüne geçmeyi başarmıştır. Böylece sarayın en güçlü kadını olmuştur. Evliliğinden Murat, Süleyman, İbrahim ve Kasım adında şehzadelerin yanı sıra; Ayşe ve Fatma isminde sultanlar da dünyaya getirmiştir.

1590 yılında Yunanistan’ın Kefalonya bölgesinde doğdu. Topkapı Sarayı’na cariye olarak gelmeden önceki isminin Anastasia olduğu bilinmektedir. 28 yaşına geldiğinde saltanatta kendine yer buldu. Kimilerine göre Moralı, kimilerine göre ise; bir Ortodoks rahibinin kızı olan Kösem Sultan; güzelliğinin, zarafetinin yanı sıra, hayrat işlerinde de öncülük etmiştir. Saltanat sahibi kadınlar arasında en ihtiraslı kadın olarak bilinmektedir. Hasekiliği döneminde kendisine Kösem; (Sürüler önünde, rehber olarak yürüyen) denilmiştir. Dönemin en güçlü ve en zengin kadınlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Hayır işlerinde de öncülük etmeyi prensip edinen Kösem Sultan, etrafındaki fakirlere yardımlarda bulunmuştur. Her yıl Receb-i Şerif ayında tebdili kıyafetle arabaya binerek hapishanelere gitmiş; borcu yüzünden hapse düşen mahkûmların borçlarını ödemiş ve onların hapisten çıkmalarını sağlamıştır. O dönemde Osmanlı’nın eyaleti durumunda bulunan Mekke ve Medine’ye de yardım elini uzatmış, fakir yöre halkına da hatırı sayılır yardımlarda bulunmuştur. Kösem Sultan, oğulları 4. Murat ve İbrahim ile torunu 4. Mehmet döneminde uzun yıllar devlet yönetiminde etkili olmuştur. Ancak 1. Ahmet döneminde siyasi işlere fazla bulaşmamış; ama çoğu zaman da sözünü yerine getirtmiştir. I. Ahmet’in ölümü sonrasında adet üzere eski saraya gitmiş; 1. Mustafa’yı ve 2. Osman’ı etkisi altına alarak devlet işlerine karışmıştır. Tarihçilerin belirttiğine göre; Mustafa’nın tahttan indirilişinde Kösem Sultan’ın ciddi girişimleri olmuştur.

İktidar hırsıyla kavrulan Kösem Sultan 11 yaşında olan oğlu 4. Murat’ı tahta çıkmasında çok büyük bir etkiye sahiptir. Ve bu hırsını da oğluna verdiği telkinler neticesinde devleti yönetme konusunda büyük etkileri olmuştur. Kösem sultanın diğer iki oğlu olan Süleyman ve kasım kardeşleri Murat’ı tahtan indirme girişimi neticesinde 4. Murat öldürtmüş olup kösem sultan buna mani olamamıştır. Ancak kardeşi ibrahimi ise annesinin verdiği telkinle saltanat yükünü kaldıramayacağı sebebiyle öldürmamiştir. Fakat bazı tarihçiler der ki; 4. Murat İbrahim’i öldürerek Kırım Hanı’nı tahta geçirmeyi düşünmüş; ancak Kösem Sultan buna mani olmuştur. Sonrasında 4. Murat öldüğünde şehzade İbrahime tahta geçmesi gerektiğini söyleyen Kösem Sutan oğlunun tahtta gözünün olmadığını kardeşi 4. Murata sağlık temennilerinde bulunmuştur. Ölüm korkusu şehzade İbrahim!i öyle derinden etkilemiştir ki annesinin isteği üzerine çıktığı odasından kardeşinin cesedini görmesine rağmen bunun bir oyun olduğunu düşünmekten kendini alamadığından bir kez daha tahtta çıkmayı red etmiştir.

Bu hadiseler, Osmanlı’da yönetim boşluğu doğurmuştur. Osmanlı başkentinde yeni çekişmeler baş göstermiştir: Kapıkulu askerleri, ulemalar, vezirler ve saray erkânı iktidarda daha fazla nasıl söz sahibi olabileceklerinin ince hesaplarını yapmaya başlamışlardır. Otorite boşluğu bu tür çekişmelere neden olduğundan; öteden beri yönetmeye hevesli olan Kösem Sultan harekete geçerek; bir kukla padişah olarak öne çıkardığı oğlu İbrahim döneminde yeniden devlet işlerinde aktif görev üstlenmiştir.

Şehzade İbrahim’in bozulan ruh sağlığını düzeltmek amacıyla saraya çağırılan Safranbolulu Hüseyin Hoca verdiği manevi destek işe yaramış İbrahim iyileşmiştir. Bu durum hocaya ün kazandırmış olup devlet bünyesinde görev almasına da olanak saşlamıştır. Hazinesine oldukça yüklü paralar ekleyen cinci hoca hayret vericidir ki; 4. Mehmet’in cülus dağıtımında hazinede para sıkıntısı olduğundan, paralar cinci hocadan temin edilmiştir. Cinci hoca öldürüldükten sonra askerlere dağıtılan para için “Cinci Hoca Akçesi” denilmiştir.

Kösem Sultan, zihninden ve tecrübesizliğinden üzüntü duyduğu oğlunu hem avutabilmek ve hem de Osmanoğulları hanedanlığını devam etmesi için oğluna yeni cariyeler takdim etmiştir. saraydaki kadınlar arasında şiddetli nüfuz çatışmaları baş göstermiştir. Bu hal öyle boyut kazanmıştır ki; Kösem Sultan’a bile cephe alınmıştır. Şeker Pare adındaki bir kadın, Kösem Sultan’a kafa tuttuğu için Kösem Sultan tarafından şiddetli bir şekilde dövülmüştür.  Kösem sultan artık ibrahim’in devlet işlerine iyiden iyiye alışması sonucunda devlet işlerine karışamamaya başlayınca Sadrazam Salih paşa dan çıkan fikir üzerine  yerine şehzade Mehmet ‘in geçirilmesi İbrahim tarafından duyulunca sadrazam  Salih paşa öldürülmüştür.  Bu tezgâhta yer alan Annesi Kösem Sultan, oğlu İbrahim tarafından önce Rodos’a sürgün edilmek istenmiş, bunu başaramayınca da Florya’daki İskender Çelebi Bahçesine sürgün edilmiştir.

Oğlunun gazabına uğrayan Kösem Sultan, sürgün edildiği yerde de boş durmayıp; ocak ağalarının ve yeteneksiz vezirlerin sebep olduğu yolsuzluklardan oğlunu sorumlu göstermiştir. Gözünü iktidar hırsı bürüyen Kösem Sultan, bununla da yetinmeyip, Sadrazam Ahmet Paşa’ya giderek; “Bu beni ve seni sağ bırakmaz. Ailem harap oluyor, devlet elden gidiyor. Bunun hakkından gelelim de şehzadeyi cülus ettirelim” diyerek planını açıklamıştır. Kendisini büyük bir kumpasın içinde gören Sadrazam Ahmet Paşa, Kösem Sultan’ın bu teklifine ret cevabı verince; Kösem Sultan son çare olarak Ocak Ağalarıyla görüşmeye başlamıştır. Bu isteğe karşı Ocak Ağaları da işbaşındaki sadrazamı azlettirip, onun yerine kendilerine yakın, işlerini rahatça yaptırabilecekleri birini sadaret makamına getirmek istemişlerdir. Bu konuda anlaştıktan sonra, padişahı tahttan indirme planları yapmışlardır. Ancak; halkın sevgisini kazanmış padişaha karşı doğrudan cephe almaktan çekinmişlerdir. Çünkü Halk, sevdikleri Genç Osman’a yapılan haksızlıkları unutmamış ve bundan dolayı Ocağa karşı kin ve nefret beslemişlerdir.

Ocak ağaları ve askerler anlaşarak sadrazamın azli ve katli için Şeyhülislamdan fetva istemişlerdir. Bu durumu tez zamanda öğrenen Padişah İbrahim, Şeyhülislama bir haseki göndererek askerlerin dağılmasını istemiştir. Ancak Şeyhülislam, haseki vasıtasıyla Padişahtan sadrazamı teslim etmesini istemiş; aksi halde sonunun hiç iyi olmayacağını bildirmiştir. Bu sıkıntılı gelişmeler karşısında çaresiz kalan Sultan İbrahim, sadrazamı azledeceğini ancak onun canına dokunmayacağını bildirmiştir. Yeni Sadrazam Mehmet Paşa ise, Ocağın bunu kabul etmeyeceğini, Ahmet Paşa’nın öldürülmesini istediğini bildirmiştir. Padişah, oynanan bu oyunlara hiddetlenerek tüm olanlardan Mehmet Paşa’yı sorumlu tutacağını ve kendisiyle mutlaka hesaplaşacağını bildirmiştir. Korkuya kapılan Mehmet Paşa, evine kapanıp, sadaret mührünü Ocak Ağalarına Teslim etmiştir. Ocak Ağaları ise, padişahtan korkmasına gerek olmadığını, asıl amaçlarının padişahı devirmek olduğunu söylemişlerdir. Can korkusu yaşayan Ahmet Paşa ise sığınacak bir yer bulamamış, sığındığı son yerde de ihanete uğrayıp, katledilmiştir. Sultan İbrahim ‘e isyan başlamış ve sonucunda tahttan zorla indirilmiştir.

Kösem Sultan ve işbirlikçileri Sadrazam Sofu Mehmet, Şeyhülislam Abdürrahim ve yandaşları, Sultan İbrahim’in katli için harekete geçmiştir; ancak Saray Halkı cinayete seyirci olmamak için kaçmışlardır. Hatta Cellât Kara Ali dahi kaçmıştır; ancak yakalanarak sadrazam tarafından dövülerek Sultan İbrahim’in hapsedildiği yere kadar sürüklenerek götürülmüştür.

Sultan İbrahim, elinde Kuran ile isyancıları karşılayarak Şeyhülislama; “Bak Abdürra-him, Yusuf Paşa senin dinsiz, imansız ve fitnekar bir herif olduğunu söyleyip, seni sağ bırakmamamı söylemişti. Seni öldürmedim; çünkü Allah’tan korktum. Meğer sen beni öldürecekmişsin. İşte Kitabullah, beni ne hüküm ile öldürürsünüz, zalimler!” diye bağırmıştır. Bu, Sultan İbrahim’in son seslenişi olmuştur.

Sultan İbrahim’i tahttan indiren ve onu katledenler, yaptıkları bu canavarca olayı meşrulaştırmak için onu “Deli” ve “Kadın Düşkünü” olarak göstermişlerdir. Halk, dertlerini dinleyen, din adamlarıyla sürekli görüşen Padişahlarının katledilmesi sonucunda gözyaşı dökmüştür.

KÖSEM SULTANIN ÖLÜMÜ

7 yaşında tahta geçen şehzade Metmet’in annesi valide Turhan sultan ile kösem sultan asında yaşanan çekişme nedeniyle devlet işlerine yeterince önem verilememiştir. Can derdine düşen kösem sultan Ocak Ağaları ile birlikte bir plan hazırlamıştır. Plana göre; 4. Mehmet tahttan indirilecek, yerine Süleyman geçecekti. Süleyman’ı tahta çıkarırlarsa kendisine rakip kalmayacaktı. Kösem Sultan, Dilaşub Sultan’ı asla kendine karşı koyabilecek güçte görmemiştir.

Kösem Sultan’ın Ocak Ağaları ile geliştirdiği planları öğrenen Dilaşub Sultan, derhal karşı atağa geçerek Kösem Sultan’ın öldürülmesi için hazırlıklar yapmıştır. Bu gelişmelerden haberi olmayan Kösem Sultan, harekete geçmek üzere hazır beklediği sarayda Dilaşub Sultan ile karşılaşmış, planın suya düştüğünü anlayarak paniklemiştir. Can havli ile kaçmaya çalışırken; Mehmet isminde bir cellât tarafından orada boğazlanarak katledilmiştir.

Osmanlı Devleti’nde pek çok padişahtan daha çok iktidar sürmüş olan Kösem Sultan, eşi 1. Ahmet’in Türbesi’ne defnedilmiştir.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.